Bir duygunun, bir hayalin, bir rüyanın, bir isya￾nın ya da bir coşkunun yazanın dışında birilerine,

bir kulağa veya göze ulaşması; çok iyi anlatıldıysa

gönüllere oturması, belleklerde yer etmesi değil mi￾dir edebiyat biraz da?... Söz veya fırça ile, her biri

cesaret gerektiren dışa vurum ile paylaşılan eserler

bu sayıda da karşınızda.

Zeliha İbrahim, Bulgar ressamlarının “en yalnızı” olarak bilinen ama öte yandan resim

sanatı tarihinde “Bulgaristan’ın Bruegel’i” olarak adlandırılan Zlatyu Boyaciev’i, kapakta

yer alan İmaret Camii tablosunun yanısıra, yılmaz yeteneği ve yaratıcılık cesaretinin ekse￾ninde tanıtıyor.

İnsanlık tarihinde birçok insanlık dışı olaya ve olguya rastlar, okur, bazen de doğrudan

tanıklık ederiz. Kimi dönemlerde ressamların duvarlardaki resimleri kazınmış, şairlerin

sözleri silinmiş, besteler susturulmuş, dahası – belli coğrafyalarda köklü, ifade zenginliği

engin ve derin dillerin konuşulması bile hükümet kanunları ile yasaklanmıştır. Bulgaris￾tan’da konuşulan Türkçe de bu süreçten nasibini alanlar arasındadır ne yazık ki ve mane￾vi zararlarını yoğun gayretlerimize rağmen hâlâ giderebilmiş değiliz... Yadigâr Haciyska,

Bulgaristan’da Türkçenin son durumuna ilişkin yazısını sahada çalışan bir Türkçe öğretme￾ni ve çevirmen olarak etraflıca kaleme aldı.

Sözcüklerin büyüsüne kapılan, anadillerinin ahengini, tınısını yenice dizelerine dökmeye

başlamış olan sayı yazarlarını ayrıca kutluyoruz: Semin İliyaz, Ertan Muharrem, Zeliha İbra￾him ve Güysüm Bilâlova’ya nice güzel şiir ve öykü kitaplarına imza atmalarını diliyoruz. Bu

bağlamda eklemeliyiz ki Nöbettepe dergisi Türkçenin sırlarına doğru yola çıkan veya yol

alan, Türkçe kelâmın peşine düşen her kaleme kucak açmakla kalmayıp, kanat açmasını da

kolaylaştırmaya hazırdır. Bu sayı da, mevsim de çok sıcak, çok yaz... Çok, çok yazınız zira

yaz, arı gömeçlerinin dolduğu mevsimdir.

İyi okumalar dilerim...

EDİTÖRDEN