ve

ŞAİR İSMET BAYRAM İÇİN

Kamber Kamber

Sabah. Yirmi günden beri resim atölyesine sürekli

aynı zamanda geliyordu. Atölye “Ayşe Molla” çesme-

sinin yakınındaydı. Kırtasiyenin hemen orda. Kapıyı

açınca, aralık pencereden içeriye akın eden havay -

la masanın üzerindeki kağıtlar odanın içerisine da-

ğılarak, ayak uçlarına dek uçuşup kondular. Bunlar

desen, eskiz ve çeşitli karalamalardı. Duvarda asılı

olanlar da hafif kıpırdayışlarla sanki geleni selamlı -

yordu.

Elindeki kitapları masanın köşesine bıraktı. Rad-

yonun düğmesini açtı. Odaya gönül okşayıcı bir mü-

zik yayıldı.

Atölyenin duvarları, dünyaca ünlü bazı ressamla -

rın renkli reproduksiyonları, diğer ressam arkadaşla-

rın takas ettikleri tablolar ve kendi yarattığı resimler-

le süslüydü. Masanın üzerinde iki üç vazo ve çömlek

değişik ölçüde boya fırçalarıyla doluydu. Boya paleti,

renk renk yağlı boya fişekleri ve yakınında terebentin

yağı vardı.

Çam ağacı terebentinin kokusu genizlerine dolun-

ca resim yapma arzusu önlenemez hale geliyordu.

Bir aralık saatine baktı. Dedesinden kalma bronz kahve değirmenini aldı- çevirdi,

çevirdi. Öğütülen kahveyi yine dede yadigarı cezveye koyup ateşe sürdü. Bu arada

beklediği model de geldi. İçeriye hoş bir kahve kokusu yayıldı. Sohbet esnasında fin-

candaki kahveler yavaşça yudumlanıyordu.

Biri ressam, diğeri şair, ikisi de Rodoplar’ın bağrından kopma: ressam Cemal Emur-

lov Çiftlik’ten, şair İsmet Bayram ise Külcüler köyünden geldiler Kırcaali’ye.

Ressam Cemal Emurlov

(1948- 2014)

Onlar da diğer köy çocukları gibi tabiatın bağrında yetiştiler, gezdiler, tozdular, oy-

nadılar. Rodoplu insanın tek gelir kaynağı olan tütün işlerinde ailelerine yardımlarını

esirgemediler.

Kırda, bayırda, çayırda koyun-kuzu otlattılar. Kır çiçeklerinden demet yapıp, kendi-

lerini sırt üstü düzlüğe verip, mavi semalara daldılar, hayaller kurdular Yoksul zaman-

lardı, fakat iç dünyaları birikimli yetiştiler.

Rodopların şirin güzelliğine, kuşların ötüşüne, derelerde ve yol boylarında çeşme -

lerden soğuk suların şırıl şırıl akışına, köylerdeki hayvanların ahenkli çan seslerine ve

çobanın yanık kaval sesine doyum olmuyor. Bunların hepsi bir yaratıcı için en büyük

ilham kaynağı olsa gerek.

Her ikisi de Rodop insanının yüreğindeki, bakışındaki ve konuşmasındaki sıcaklığı

hissettiler, içselleştirdiler. Rodoplu kadının hünerli ellerle dokuduğu çerge, kilim ve

halılardaki uyumlu ve sıcak renklerin izlenimi gözlere, yüreklere ve hafızaya yerleşti,

silinmemek üzere.

Şair İsmet Bayram’ı dinleyelim:

“Cemal’le tanışmamız 1972 yılı Sofya’da oldu. Resim akademisinde öğrenciydi,

“Dırvenitsa” semtinde de atölyesi vardı. Onu aralıksız ziyaret ediyor, sürekli hayattan,

resim, şiir ve müzikten bahsediyorduk konuşmalarımızda. Şiirlerimi beğendini söylü-

yordu. Kırcali’ye döndüğümüzde dostluğumuz devam etti. Bir ressam, bir şair olarak

sık sık görüşüyorduk.

Yıl 1977. Bir gün Cemal bana şöyle bir teklifte bulundu:

İsmet, yakın dostlarımdan sayılırsın, ayrıca senin şahsında çok karakteristik değer-

ler buluyorum. Bana, yağlı boya tablosu için poz verebilirmisin acaba?

Smolyan kasabasında ulusal sergiye katılacakmış. Tabii, ben hiç tereddütsüz kabul

ettim bu teklifi. Her gün iki üç saat poz veriyordum atölyesinde. Resim yaptığı tuval de

ebat olarak hayli büyüktü. Yağlı boyayla çalışıyordu. Bunun, her ikimiz için kolay iş ol-

madığının farkına vardım o zaman. Yorucuydu, ama başarılı şekilde ilerliyordu. Her gün

sabah kahvemizi beraber içiyor, bol bol sohbet ediyorduk. Cemal’in ilhamı geldiğinde

resme başlıyorduk. Ben poz veriyor, o ise portreye odaklanmış şekilde yorulmadan

çiziyordu. Bir gün poz esnasında “İsmet, resmi daha zengin ve etkili hale getirmemiz

için, fon kısmına değişik şahıslar bulmamız gerek. Bana arada bir otogardan karakte-

ristik insanların fotoğraflarını çekiversene, ne dersin?- diye teklifte bulundu. Ben de

dediğini yaptım. Çok ilginç şahıslar yakalandı objektife. Bu böyle iki üç ay devam etti.

Şair İsmet Bayram, ressam Cemal Emurlov’un çizdiği tablosu önünde

Aynı yıl, Cemal’e hasrettiğim “Ressam” şiirimi yazdım. Sofya’da yayımlanan “Yeni

hayat” dergisinde basıldı. Cemal’le yakın dostluğumuzun kalıcı bir ifadesiydi bu şiir.

Onun yaptığı resim de dostluğumuzun simgesi olarak Kırcali Resim Galerisinde yer

alıyor.

1989 göçü, birçok Bulgaristan Türkü gibi bizleri de İzmir’e uçurdu. Hısım akraba, eş

dostlardan zorunlu olarak ayrı düştük.

Maalesef 2014’de Cemal’i aniden kaybettik. Acımız büyük, güzel ve değerli bir insa-

nın yanında yetenekli bir ressamı da kaybettik. Cennet mekanı olsun, daima kalbimiz-

de yaşatacağız.”

Resim, şiir ve müzik kan kardeşleri sayılır. Birbirini her zaman tamamlarlar. Re-

simde şiiri ve müziği görürsünüz, hissedersiniz. Şiir okurken resim gelir gözlerinizin

önüne ve hoş nağmeli müzik işitirsiniz. Güzel müzik de her zaman şiirsel olur, bizi alıp

götürür uzaklara, güzelliklerle iç içe olan doğanın ortasına ve bırakıverir oracığa.