(15. sayıdan devam)

Bulgaristan Türkleri, Naim Bakoğlu’nun son şiir kitabına başlık olan “Bizim Sokak”

şiirinde metaforik bir söylem ile şiir zeminine başarıyla taşınmıştır. Sokağın sakinleri

birlikte aynı kaderi paylaştığı soydaşlarıdır. O bir parçası olduğu toplumun yakın tarihini

bu şiirinde âdeta özetler, yaşananlar karşısındaki hissiyatını şair duruşuyla paylaşır:

“ (…)

Böyle görmüş, böyle bilirdi sokağımın insanı

Ahmetle İvan da geçinirdi kardeşçe ezelden

Yeşil Bahar gelince, mis gibi kokardı her yanı

Coşku nağmesi gelirdi yürekteki ince telden.

Komünist düzeni naziliğe dönüştü bir anda

Türklerin üzerini kapkara bulutlar bürüdü.

Adı, kimliği alınınca, ne kalır ki insanda

Ufuklar ardından zorunlu göç yolları göründü.

(…)

Sonra muzır otlar kapladı kanser gibi etrafı

Dikenler boy gösterdi cicim çiçeklerin yerinde

Komünistler böbürlenirken unutarak insafı

Asırlık ruhlar ağlıyordu göçmen pencerelerinde.

(…)

Tuttu ahları, yıkıldı gümbürtüyle köhne düzen

Demokrasi geldi ama, evler hâlâ dolmadı bak.

Bu manzaradır, dostlar, gündüz gece kalbimi üzen

Hep sizleri düşünüyorum bu evlere bakarak!

* Doç. Dr. Ege Üniversitesi, Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü, Türk Dünyası Edebiyatları Anabi￾lim Dalı, İzmir/TÜRKİYE.

Gelin, gelin artık, sokağımız yeniden şenlensin

Soframda çalkansın o gevrek gülüşleriniz yine.

Yeter, gülsün bu üzgün gönlüm artık, coşsun, eylensin

Yeniden yaşama inancı taht kursun yüreğime.

Bizim sokağa doğsun artık beklenen güneş, yeter

Gel kardeş, bana gene selam ver, komşun gibi çağır!

Dostlara hasret yaşamak, inanın, ölümden beter

Komşusuz sokakta kardeş, hava kurşundan da ağır!” (İnsan, s. 66)

Bakoğlu özellikle son dönem şiirlerinde Türkiye merkezli sosyal olayları yakından ta￾kip etmekte ve bu hadiseler karşısındaki duygularını dizelere dökmektedir. “Özgecanlara

Kıyılmasın”, “İnsan (Madımak Faciasına İthafımdır)”, “Evet’li Hayır’lı Yaşam” , “Terör

Bitsin Artık” bu doğrultuda değerlendirilebilecek muhtevadaki şiirlerdir. Doğrudan siyasî

içerikli şiirlere de özellikle 2014 ve sonrasında yönelen şairin sloganik yönü ağır

basan bu tarz şiirlerinde lirizmden ve şiirsellikten uzaklaştığı görülür:

“İki sözüm var, elbette gerçeği anlayana

Seçimler yine geliyor, senin fikrin olsun oy !

Cumhur ve de cumhuriyetten yana olmayana

Demokrasi hakkını ve Vatandaş tavrını koy !” (Özel Arşivi, s. 25)

“Türkiye” Bakoğlu’nun şiirlerinde muhabbetle anılan, derdiyle dertlenilen, sevinciyle

sevinilen ülkedir. Şairin Türkiye’de geçen yaşamı ve Türkiye’ye göç eden çok sayıda yakı￾nı, dostu, akrabası onu bu ülkeye bağlayan hususlar olarak görülebilir ancak onun şiirinde

“anavatan” olarak zikredilen Türkiye’ye olan sevgisi derin tarihî ve kültürel köklere dayan￾maktadır. Şair 2015 yılında İstanbul’da kaleme aldığı “Yüce Milletin Evladıyım Ben” adlı

şiirinde bu aidiyetini keskin bir dil, coşkun bir üslupla dile getirir:

“O yağız atını Tuna’da sulatmış

Adil, Yüce Milletin evlâdıyım ben !

İnsanlığını insanlığa anlatmış

Adil, Yüce Milletin evlâdıyım ben !

Kanunu Kanunî Sultandan almış

Suç’u suç, haklıyı haklı kılmış

Adaletiyle tüm dünyaya ün salmış

Adil, Yüce Milletin evlâdıyım ben !

(…)

Canevimde Mustafa Kemal’im, Atam

Semada Ayyıldızım, nabzımı atan

Aç kucağını, ben geldim Anavatan

Yad elde kalmış senin Evlâdınım ben !” (Özel Arşivi, s. 25)

Naim Bakoğlu’nun şiirlerinde biçim olarak iki yönelimin olduğu görülür. Şiiriyetin

daha ağır bastığı ilk dönem şiirlerinde serbest tarzı öylesine zorlar ki bazı kırık dizeler ile

özgünlüğü denediği görülür. “Bir Şairin Duası” adlı şiiri bu doğrultuda Türkiye’deki Top￾lumcu Gerçekçi şairlerin biçim özelliklerinden derin izler taşır ve özellikle o dönem gönül

bağıyla bağlandığı Nazım Hikmet’i hatırlatır:

“Sıva kollarını

işçi dayı

vur,

vur,

vur!

Ağır yumruklarınla

kısır başımı kır

Nasırlı ellerini uzat

perdeli gözlerimi oy!

Çıkarıp at

avare kalbimi

Yerine

insan

kalbi

koy!” (Sokaktaki Adam, s. 15)

Şekil hususiyetleri itibariyle Bakoğlu şiirinde önce serbest şiirleri sonrasında da yoğun

bir şekilde dörtlükleri görmekteyiz. Dörtlüklerde heceye sıkı sıkıya bağlı olan şair yirmili

dizeler de dâhil olmak üzere çok heceli ölçülerden kaçınmamış ve şiirlerini umumiyetle

uzun hecelerde meydana getirmiştir. Az sayıdaki şiirinde ikilikleri deneyen şairin mesnevî

tarzı kafiye düzenine yaklaşan bu şiirlerinde tahkiye ağır basmış ve akıcılık diğer şiirlerine

oranla daha başarılı olmuştur. Bu noktada onun “Aynadaki Adam” adlı şiiri en güzel örnek￾lerden biridir:

“Bugün, kaçıncı kezdir, aynanın karşısına durdum

Bir gençliğimi hatırladım, bir de aynadaki adama sordum:

“Sen de kimsin heeey ak sakallı, aynamı gizlice çalan!!?”

Tuhaf tuhaf baktı benim yüzüme aynadaki adam,

Bir de öylesine gülümsedi ki, birden sevdim bu resmi

Sıcacık gülümseyişinde duydum o yürekten gelen sesi:

“Ben sen’im, Sen de ben’sin heeey umutların avcısı,

Yanındayım, hep beraber olacağız bu yolun yolcusu!”

Özlemiştim çoktan böyle bir dayanışmayı belli -

Aynadaki adamı hararetle kucaklayıp öpesim geldi!” (İnsan, s. 34)

İstanbul Türkçesine sadakatle bağlı olan Bakoğlu şiir dilinde yerel dil unsurlarından

uzak kalmayı başarabilmiştir. Aslen Deliorman kökenli şairin mahallî deyişlere de hâkim

olduğunu “Deliormanlı” şiiri ele verir:

Bir Deliormanlıyla buluştum sokakta gün arası

Elinde titreyen bastonu, yüzünde yılların yarası

“Baa, dedi, seni göödüm de bubanı atııladım ba!

Saamıdıı, çoktan aberim yoktuu adamdan”.

“Sizlere sağlık, dedim, çoktan Hakka yürüdü babam!”

Böyledir Deliormanlı, gözlerinden süzülüverdi yaşlar!

Yüreğininin hızlanmış nabzıyla titremeye başladı kaşlar!

“Allaa raamet eylesin, dedi, çok iyi insandı o ba.

Ne çok seveedi gençleri, gençlee de onu seveedi.

İç kıskançlıı yok, başaranı yürekten öveedi.

Büükle büük, uşakla uşak oluudu ba;

Eekese uyacak tatlı bii laf buluudu ba.

Zaman denişti, şindi ne gençlee genç

Ne evinde oturanlaa, ne dişaada olanlaa dinç!

Ne de iitiyaala eskisi gibi sevilen iitiyaa

- Ne olacak bu gidişaatın sonu yaa? (İnsan, s. 34)

Bakoğlu’nun şiirleri arasında yakınlarına ithaf ettiği çok sayıda örnek vardır. Bu tarz şi￾irlerden Bulgaristan Türklerinin kültür ve sanat insanları için kaleme alınan bir kısmı, edebî

anlamda irtibat zeminidir ve tarihe düşülen notlardır. Bulgaristan Türklerinin edebiyat ve

sanat dünyasından önemli temsilciler ile şair arasındaki münasebetleri ortaya koyan bu

şiirlerden “İzmir’de Kordon’da” Şaban Mahmudoğlu Kalkan’a; “Şairle Vedalaşma” Zahit

Güney’e; “Göç ve Vedalaşma” Yakup Tunalı’ya, “Koca Çeşme” Mustafa Raşit’e, “Şanı￾mıza Yakışa” başta şaire Habibe Ahmedova ve ressam Kamber Kamber olmakla, Rusçuk

kentinde tanışma fırsatı bulduğu tüm Kırcaalili kültür edebiyat ve sanat dalında çalışan

değerli yeni dostlarına, “Evimde Dost” Nasuf Dahil ve Ahmet Kodak’a, “Ölüm” Mustafa

Çete’ye, “Yaşamın Ötesine Mektup” Yunanistan'da Türklük namına canını feda eden Dr.

Sadık Ahmet’in şaire kızı Funda’ya ve kahraman babasına ithaf edilmiştir.

Şairin internet ortamında tesis ettiği sanal edebiyat platformu “Naim’in Köşesi” değerli

bir girişim olmuş ve Bulgaristan Türk şiirinde geçmişle gelecek arasında köprü işlevi gör￾meye başlamıştır. Yeni iletişim ve teknoloji imkânları ile bağını kuran şair iyice daralan

Bulgaristan Türkleri edebî muhitine bu faaliyeti ile sanal da olsa bir iletişim ortamı sunma￾yı başarmıştır. “Naim’in Köşesi” adını taşıyan sosyal medya platformu kısa zamanda Bul￾garistan Türklerinden edebiyatşinasları bir araya toplamayı başarmış ve çok sayıda üyeye

ulaşmıştır. Bakoğlu burada dostları ve bölgenin diğer edebiyat temsilcileri ile yazışmaları

yanında bölge ediplerini ve edebî ürünlerini tanıtıcı yazılara ve örnek metinlere yer ver￾miştir. Yazı denemelerinde bulunan genç kuşağa tavsiyelerde bulunmuştur. Bugün Naim

Ömer Bakoğlu Bulgaristan Türk şiirinin en güçlü kalemlerinden biri olarak Tuna boyunda

Silistre’de Türkçenin ses bayrağını dalgalandırmaya ve giderek suskunlaşan Bulgaristan

Türk şiirine nefes olmaya devam etmektedir. Yaşı ve yaşadıkları itibariyle onun şiiri önceki

dönemlerden bir ses taşımakta ve Bulgaristan’da Türkçe yazmak, edebiyat üretmek iste￾yenlere örnek teşkil etmektedir.

Kaynaklar

Bakoğlu, Naim Ömer (2002). Sokaktaki Adam (Şiirler). Razgrat : Poligraf Basımevi.

Bakoğlu, Naim Ömer (2004). Bülbülün Yuvası (Anılar-Köy Monografisi). Silistre : Tibo

Basımevi.

Bakoğlu, Naim Ömer (2006). Azman (Roman). Silistre: Tibo Basımevi.

Bakoğlu, Naim Ömer (2017) İnsan (Şiirler). Silistre: İgıl Basımevi.

Bakoğlu, Naim Ömer (2020). Bizim Sokak (Şiirler). Silistre: Tibo Basımevi.

Cebeci, İsa (2017). “Şair Naim Bakoğlu da 70. Yılını Devirdi”, Kaynak: Naim’in Köşesi

Facebook ErişimTarihi: 24 Nisan 2017.

Kalkan, Şaban Mahmutoğlu (2018). Bulgaristan Türk Şiiri II. Ankara: Bengü Yayınları.

FOTOĞRAF: Hülya Poyraz Çelik / Хюля Пойраз Челик