sevmek için yüzü tastamam bir adam
sevilmek için devranı içinde saklayan bir
kadın
ağaç gibi sarılsın adam kadına, var öyle
adam
yaprağıyla, yuvasıyla, meyvesiyle
az önce bulutu tatmış dalıyla
badem çiçekleriyle akdeniz’e aksın kadının
kalbi
sevmenin sırt üstü uzanıp toprağa
kuşlara gülümsemeye benzer bir şey
olduğunu
anımsatsın adam kadına
kadının balkonundan
ateşböcekleri geçsin güpegündüz
bir masal söylediydi, masal sözü değil
martaval
öpünce kök veriyormuş dalından kopan
çiçek
sahi kimlerdensin sen
hangi ağaçtan, hangi dikenden
hangi ottan çiçek açtın bildin mi
bahar durmadan köpürtüyor iç denizimin
sahilini
iyi olalım mı birlikte, zamandan azade,
müsaadesiz
KENDİNDEN GİDEN MAVİ
lâcivertin rutubetli köşelerinde
kuyular kazadur sen zübeyir
feriştahı gelsin, dibini sıyırsın göğün
senden bir ton olmaz, tut ki gözün mavi
upuzun bir şayka* çiziyorum
derenin karşı kıyısına
beriye upuzun bir prusa*
al sana tren yolu zübeyir, git güle güle
baldıran inceltir ancak bu kadar koyu
olanı
hızla çarpışan iki köstebeğin
karanlığıydı belki aşk
uyandırmak lâzımdı belki ışıkları
olmuyor öyle lafla gümüşte safir
yürütmek
o mavi kendinden gitti zübeyir
*şayka: eşkıya;küçük savaş gemisi.
*prusa: bursa’nın eski adı.
HALİME YILDIZ
Yorumlar
Henüz yorum yok.
Giriş veya Kayıt — yorum yazmak için.