Sabır ve ısrarla er ya da geç bir kurum kendi yıl dönümüne erişir. Ömer Lütfi Kültür Derneği bu yıl otuz yaşına girdi. Hem insan ömründe, hem yayınların hayatında 30 yaş en güzel
yaşlardan biridir. Böyle bir yıl dönümü, bizim durumumuzda ruha Rodop Dağları’nın karlı
zirvelerine tırmanma, bulutsuz gökyüzünde uçma, vatanımızın bu harika köşesinde umutlu
ve büyülü bir ortak ve paylaşılan hayatın ufkunu çizme iradesi veren bir iyimserlik, güzellik
ve özgürlük sembolüdür. Ve nihayetinde otuz yıl, bilgiye ve ışığa giden düz bir yoldur.
Başlangıçsız yollar yoktur. En ıssız yol bile bir insan ayağını takip eder. Günler geçtikçe bu dünyada yalnız kalamayacağınızı hissediyorsunuz. Günler sizi, adalarında maneviyat
inşa eden ve bu ateşte ısınan kendi türünüzden olanlara götürecek. Ömer Lütfi Kültür Derneği’miz, ebedi bir kalıcılığın işareti, bir yakınlaşma ve topluluk duygusu yaratan iletişim,
muhabbet ve estetik zevk yeridir. Ve bir özgürlük duygusu, yaratıcı ruhun uçuşuna, daha
sonra buraya tekrar tekrar geri gelmek için yumurtadan çıkıp yuvalarından uçan kuşlara dair
duygular da yaratır.
İnsan ruhunun, yol ve yuva arayışının geçiciliği olmadığı düşüncesiyle derneği yeniden
kurduk. Her geleneğin kesintiye uğramasıyla bir başlangıç ölür. Hep birilerinin izinden yürüyoruz; hayat bugün başlamaz yarın da bitmez. Gelenekler aracılığıyla aile varlığını sürdürür,
topluluk, insanlar erdemlerini, deneyimlerini korur. Onlar, çağlar boyunca sadece sonsuzluğu
kanıtlanmış olanı taşıyan bir nehir gibidirler. İmza veya emirle silinemezler. Onlara saygısızlık ölüme mahkumdur. Ve böylece 25 Haziran 1993 tarihinde Ömer Lütfi Kültür Derneği,
yasağın ve unutulmamışlığın küllerinden yeniden dirildi. Derneğin yeniden kuruluş toplantısında bir tüzük kabul edildi ve bir Yönetim Kurulu seçildi. Dernek Başkanı olarak Mümün
Tahir, Genel Sekreter ise Müzekki Ahmet seçildiler. Unutulmamalıdır ki, kurucuların özverili
çalışmaları olmasaydı, bu maneviyat ocağı, yaratıcı ruhun sönmez ateşi olarak, bir ilham ve
bilgi kaynağı olarak var olamazdı.
Ömer Lütfi Kültür Derneği’nin çatısı altındaki Kırcaali Türk Folklor Ekibi’nin seslendirdiği türkülerde ise kalbimize yakın olan Rodop insanları yaşıyor. Her türkü metninden
onlara karşı sevgi ve kaderlerine sempati sızıyor – evlâda ve arkadaşça sevgi, ısıtan, arındıran
ve ilham veren bir sevgi. Onlar insan ilişkileri, aşk, doğa, iyilik, ekmek, emekle ve güzellikle
ilgilidirler...
Türküler - hem hüzünlü hem de neşeli, bizi geçmişe, anılara götürüyor. Doğup büyüdüğümüz köy, ilk aşk, acı ayrılık hatıraları. Düşünce ve duygu birleşince gözlerden yaş döktürür.
Gözümüzde mis kokulu menekşeleri ve sert kızılcıkları, yüksek zirvesi, köpüklü Arda Nehri,
* Prof. Dr., Kırcaali Ömer Lütfi Kültür Derneği Kurucu Başkanı
toplayıp bölen yolla dağ canlanıyor. Zamanı aşan masal, büyük gerçek canlanıyor. Bu türküler, atalarımızdan bize miras kalan manevi değerlere dokunmamızı ve yaşatmamızı sağlıyor. Ömer Lütfi Kültür Derneği tarafından yıllar önce başlatılan Balkan Yazarları Buluşması
girişiminin, dünyanın en seçkin yaratıcılarının yardımı ve katılımıyla bir yandan bölgedeki
etno-kültürel entegrasyon sürecini, halklar arasında karşılıklı anlayışı ve iyi komşuluğu ve
ulusal kültürlerin karşılıklı zenginleşmesini, öte yandan da Bulgaristan’ın bölgenin ve Avrupa›nın doğal bir manevi merkezi haline gelmesini desteklemek ve hızlandırmak gibi yüce bir
hedef belirlediğini belirtmeden geçemeyeceğim.
Yeniden kurulan derneğin ilk başkanı olarak çalışmalarımızda kültürel ve sosyal hayatın
çeşitli tezahürlerinde her zaman diyalog, birlik ve beraberlik arayışında olduğumuzu samimiyetle ifade ederim. Bu etkinlikler her zaman farklı yaşamımızın yansıdığı bir renklerin,
şarkıların, kıvrak halayların ve dansların şölenine dönüşmüştür. Otuz yıl önce derneği yeniden kurduğumuzda kendimize etno-kültürel kimliğimizi korumak, kültürümüzü geliştirmek
ve yaygınlaştırmak ve ulusal kültürel yaşamda aktif olarak yer almak gibi büyük hedefler
koyduk.
Kelimenin tam anlamıyla şunu belirtmek isterim ki kuruluşundan bu yana derneğin çatısı
altındaki folklor ekiplerinin konser performansları sadece sıradan bir kültürel etkinlik olmakla kalmayıp, herkese uzanan bir el ve yürekten karşılıklılık, yakınlık, yakınlaşma, hoşgörü ve
iyi niyet isteği haline geldi. Müzik ve dansın, insanlar arasındaki engelleri aşmanın en kolay
yolu olan sınır kavramlarını yıktığını söylememe gerek yok. Ve bir şey daha: Kırcaali Türk
Folklor Ekibi’ndeki kız ve erkek çocukların performansları sırasında melodilerin, ritimlerin
ve renklerin tadını çıkarıyor, yaşayan şarkı ve dans sanatının gücünü ve etkisini hissediyoruz.
Yetenekleri ve özverili çalışmaları ile Kırcaali Türk Folklor Ekibi’nde yer alan solistler ve
dansçılar, şarkı ve müzik mirasımızı korumaya ve geliştirmeye, vatanımızın bu harika bölgesindeki insanların geleneğini ve tükenmez canlılığını pekiştirmeye katkıda bulunuyorlar.
Manevi değerlerin yetim kaldığı bu zamanda, dansın, şarkının ve müziğin zenginliğini
koruyan ve geliştiren herkese el uzatıyoruz. Hafıza, atalarımızın yüzyıllar boyunca yarattığı
her şeyi miras alır, korur ve geliştirir. Ulusal kültürel miras, bu topraklar üzerinde yaşamış ve
halen yaşamakta olan tüm etnik toplulukların yarattığı mirası da içermektedir. O, etnik, dinsel
veya dilsel konumu ne olursa olsun Bulgaristan’da doğmuş olanların deneyimleri, ruh halleri,
tutumları ve duygularının oluşturduğu bir demettir.
Etnik toplulukların temsilcileri, ulusal kültürün oluşmasına değişmez bir biçimde yer alırlar. Yeni manevi ve kültürel değerlerin yaratılmasına katkıda bulunurlar.
Herkese sağlık, şarkı söyleme ve dans etmede başarı ve yaratıcı uzun ömür diliyorum!
Ömer Lütfi Türk Kültür Derneği, hakikatin ışığı, bilgiye ve estetik zevke ışık tutmaya devam
etsin inşallah!
BİR USTA - BİR ÇIRAK köşesi ile dergimizin geçmişle geleceği yan yana oturtup okurlarımızın da huzurunda yepyeni bir boyutta sohbete dalmalarını amaçlıyoruz. Usta-Çırak
ikilisi klasikleşmiş maharet ve tecrübe çerçevesinde algılanmamalı. Burada boynuzu geçen
nice kulaklarla karşılaşacaksınız. Kulağın boynuza göre bir üstünlüğü daha vardır: onu
nazikçe okşayıp çekebilirsiniz, bu onun daha da hızlı büyümesini sağlayacaktır.
RECEP KÜPÇÜ (1934 - 1976)
24 Eylül 1934 tarihinde Plovdiv (Filibe) şehrine bağlı Kuklen köyünde bir çiftçi ailesinin ferdi olarak dünyaya gözlerini açtı. İlk ve orta öğrenimini köyünde tamamladıktan
sonra Kırcali Türk Öğretmen Okulu’nda başladığı lise öğrenimini Razgrad Türk Öğretmen
Okulu’nda bitirdi. Çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı. 1959-1960 öğretim yılında Türk
okullarının kapatılıp buralarda çalışan öğretmenlerin Bulgar okullarına atanmasına karşı
çıktığı için görevine son verildi. Bir süre sabun ve döküm işçisi olarak çalıştı. Daha sonra Yeni Işık gazetesinde muhabirlik yaptı. Sık sık işsiz kalan Recep Küpçü hayatının önemli
bir kısmını eşinin memleketi Burgaz’da geçirdi. Burada ünlü Bulgar şairleri Hristo Fotev
ve Nedyalko Yordanov ile güzel bir doslukları oldu. 26 Nisan 1976 tarihinde bir gece Varna’da ölü bulundu. Mezarı Burgaz’dadır. Küpçü, şiire erken yaşlarda başladı ve bu ilgisini
ölümüne kadar titizlikle sürdürdü. Birçok şiirinde ülkedeki Türk halkına yapılan baskılar
yer aldı, fakat o bunları yaşadığı şartları dikkate alarak sembolik bir dille ifade etti. Buna
rağmen sürekli olarak totaliter rejimin baskılarına maruz kaldı. Türkçe iki şiir kitabı yayınlayan Küpçü, bunlara Ötesi Var (1962) ve Ötesi Düş Değil (1967) başlıklarını koydu.
Bu eserlerindeki şiirler Bulgarcaya da çevrilip Въпросите продължават/ Sorular Devam
Ediyor (1962), Животът е сън/ Hayat Bir Düş (1965) ve Приятели мои, да тръгнем/
Dostlarım, Yolcu Yolunda Gerek (1967) başlıklı kitaplarda yayımlandı. 1994 yılında İstanbul’da Boğaziçi Yayınları, şairin daha önce basılmış ve basılmamış toplam seksen bir
şiirini, önsözü Beşir Ayvazoğlu’na ait Değişik Şiirler adlı bir derleme kitap yayımlamıştır.
Alttaki seçki bu nadide baskıdan yapılmıştır.
Yorumlar
Henüz yorum yok.
Giriş veya Kayıt — yorum yazmak için.