TC Filibe Başkonsolosu Sn. Hüseyin ERGANİ 1973 yılında Erzurum’da doğmuş-

tur. 1996 yılında Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin Uluslara-

rası İlişkiler Bölümü’nden mezun olur. Aynı yıl Dışişleri Bakanlığı’nda göreve başlar.

1998-2000 yılları arasında, İkili Kültürel İlişkiler Genel Müdür Yardımcılığı’nda Ataşe

ve Üçüncü Katip olarak görev yapar. 2000 yılında Duşanbe Büyükelçiliği’ne Üçüncü Ka-

tip olarak atanır. 2002-2005 yıllarında BM Cenevre Ofisi Daimi Temsilciliği’nde İkinci

Katip ve Başkatip görevini yürütür. 2005-2007 yıllarında Çok Taraflı Ekonomik İşler

Genel Müdür Yardımcılığında Başkatip olarak görev alır. 2007-2008 yıllarında NATO

– Afganistan, Kıdemli Sivil Temsilciliği’nde Siyasi Danışman olarak çalışır. 2008-2011

yıllarında Washington Büyükelçiliği’nde Müsteşar olarak görev yapar. 2011 yılında

Odessa Başkonsolosu olarak atanır. 2013-2016 yılları arasında Amerika Genel Müdür-

lüğü’nde Daire Başkanı olarak görev alır. 30 Ocak 2017 tarihinde T.C. Filibe Başkonsolosu

olarak atanan Hüseyin Ergani halen bu görevini sürdürmektedir.

Kadriye Cesur: Sayın Başkonsolos, pek değerli Hüseyin Ergani, öncelikle Filibe’deki

görevinize başlamanızla birlikte, nefesinizin güçlü biçimde hissedildiğini belirtmek isteriz.

Konsoloslar temsil ettikleri ülkenin dış politikası ve ekonomi ilişkilerinin, kültür ve sanatının

elçileridir. Statükoyu böyle bilsek de sormadan edemiyoruz: Başkonsolos olmak nasıl bir

iştir? Ayrıca, özellikle Filibe’de bir Başkonsolos ne yapar, ne yapmak ister?

Hüseyin Ergani: Öncelikle Nöbettepe Dergisi’nin sayfalarını şahsıma açtığınız için te-

şekkür etmek isterim. Diplomasi çocukluğumdan itibaren ilgimi çeken bir meslek olmuştur.

Çocukluk yıllarımda ablamın dünya atlasında ülkelere ve bayraklara özel alaka duyduğumu

hatırlarım. Örneğin tüm ülkelerin başkentlerini ezbere bilirdim. Geleneksel olarak diplomasi,

ülkeler arasındaki ilişkilerin yürütülmesiyle alakalı temsil yönü ağırlık taşıyan bir meslektir.

Bu mesleği komşu bir ülkede icra etmenin ise ayrı bir inceliği, önemi ve gururu vardır.

Konsoloslukların görevi kendi ülkesinin ve insanlarının çıkarlarını görev yaptıkları ülkele-

rin makamları nezdinde temsil etmek, korumak ve geliştirmektir. Büyükelçilikler daha çok

ülkeler arasında siyasi ilişkileri yürütürken, konsolosluklar ekonomi, ticaret, kültür, eğitim

vb. konulara ağırlık verirler. Türkiye’deki devlet dairelerinin yaptıkları bürokratik işlerin ço-

ğunu konsolosluklarda yaptırabilirsiniz. Herhangi bir sıkıntıya düşen vatandaşımızın da ilk

müracaat ettiği yer o ülkedeki diplomatik temsilciliklerdir. Yabancı tabiyetli şahıslar için de

vize ve çalışma izinleri gibi resmi süreçler de konsolosluklardan başlar. Keza Ticaret Ataşe-

liğimiz ticari konularda olabilecek taleplerini ele alır. Yerel makamlarla görüşmelerde vatan-

daşlarımızın meselelerini dikkate getiririz. Ayrıca sosyal ve kültürel etkinliklere katılarak ya

da bizzat bu tür etkinlikleri düzenleyerek temsil ettiğimiz ülkenin kültür ve sanatını tanıtıp

bir etkileşim oluşturmaya çalışırız. Özetle bir konsolosun görevi, görev yaptığı ülke ile iliş-

kileri geliştirip güçlendirmek ve yerel mevzuata uygun olarak, ülkesinin ve vatandaşlarının

çıkarlarını temsil edip korumaktır diyebiliriz.

Bulgar halkı ile güçlü insani, kültürel ve akrabalık bağlarımız var. Soydaşlarımız ise iki

ülke arasında mevcut bağları daha da güçlü kılan bir unsurdur. Filibe’nin bir hususiyeti, Bal-

kanlarda en yoğun soydaş nüfusun yaşadığı bir görev alanında bulunması. Bu durum bura-

daki görevimizi daha özel kılmasının yanısıra, bir Türk diplomatı açısından da ayrıca önemli

bir tecrübe. Halen bazı sorunları olsa da soydaşlarımızın geçmiş yıllara göre çok daha güzel

koşullarda yaşamaları bizleri memnun ediyor. Burada yaşayan tüm toplum kesimlerinin kar-

deşlik ruhu içinde müreffeh bir bütünlük oluşturması çok değerlidir.

K.Cesur: Filibe Bölgesi sanayi ve ticaretinde, ikili ekonomik ilişkilerde Türk yatırımcılığı-

nın rolü hakkında neler paylaşabilirsiniz?

Hüseyin Ergani: Bulgaristan’daki Türk yatırımlarının toplam değeri 2.5 milyar Avro dü-

zeyine ulaştı. Filibe’nin bu yatırımlarda önemli bir ağırlığı var. Filibe ekonomik manada Bul-

garistan ortalamasının oldukça üzerinde bir bölge. Konum olarak Bulgaristan’ın kalbi diyebi-

liriz. Zira ulaştırma altyapısının ana arterleri büyük ölçüde Filibe bölgesinde kesişiyor. Filibe,

ülke geneline nazaran ekonomisi büyüyen, nüfusu artan dinamik bir bölge aynı zamanda.

Belirli bir doygunluğa ulaştığını ve artık yatırımcılara yetmediğini söyleyebiliriz. Bu yüzden

Filibe bölgesi derken buna bir anlamda Pazarcık, Eski Zağra, Hasköy’ü ve belki Kırcaali’yi

de katabiliriz. Geleneksel olarak Türk yatırımcı ve girişimcilerin tecrübelerini, serbest piyasa

ekonomisine geçişte Bulgar ortaklarıyla paylaşmak suretiyle yapıcı bir rol üstlendiğini gö-

rüyoruz. Bizim yatırımcılarımızın dünyanın neresinde olursa olsun böyle bir rol üstlendiğini

gururla söyleyebiliyorum. Nitekim o dönemde başlayan ortaklıklar Bulgaristan’ın girişimcile-

rinin kendi iş ve yatırımlarını planlayıp geliştirmeleri açısından güzel bir başlangıç olmuştur.

Zaten bu şekilde oluşan iş çevresi daha sonra Türk-Bulgar İşadamları Derneği (BULTİŞ)

olarak bir dernek çatısı altında toplanmıştır. Son dönemde Filibe bölgesinde daha büyük ya-

tırımları görmekten mutluluk duyuyoruz. Mesela Odelo yaklaşık 40 milyon Avro tutarında bir

yatırım gerçekleştirdi ve açılışını yakın geçmişte yaptık. Filibe’de yakın gelecekte yaklaşım

5 milyon Avro tutarında yeni bir yatırımın daha faaliyete geçmesini bekliyoruz. Kırcaali’deki

Teklas da mevcut yatırımına ilave büyük bir yatırım daha gerçekleştirdi. Kuzey’de Şişecam

ve Alcomet’in de geçtiğimiz yıl yatırımlarına ciddi miktarlarda ilaveler yaptıklarını gördük.

Bu yatırımların ilerleyen dönemde artarak devam etmesi bekleniyor.

K. Cesur: “Filibe - 2019 Avrupa Kültür Başkenti” programı çerçevesinde Başkonsolosluk

olarak çok sayıda kültür-sanat etkinliğine ev sahipliği yaptınız. Bu program havuzu oldukça

genişti. Öne çıkan, en değerli bulduğunuz etkinlikleri sıralayabilir misiniz, lütfen.

Hüseyin Ergani: Avrupa Kültür Başkenti takvimi çerçevesinde pek çok faaliyet gerçekleş-

tirdik. Son derece üretken ve keyifli bir dönem geçirdiğimizi söylemem gerek. Bunu Başkon-

solosluk çalışanlarıyla birlikte bir ekip çalışması olarak gerçekleştirdik. Çok sayıda paydaşı-

mız oldu bu faaliyetlerde ve tüm çevrelerden destek gördük. Bu faaliyetlerin her biri büyük

bir emeğin ürünü olarak çok güzel. Filibe’nin çok-kültürlü yapısını ortaya koyması yönüyle

Uluslararası Anadili Günü etkinliğinin, bunlar arasında “Avrupa Kültür Başkenti” kavramına

en çok yakışanının olduğunu düşünüyorum. Aynı şekilde Türk dünyasından farklı kültür ve

sanat guruplarını ve repertuvarları bir araya getiren TÜRKSOY’un çok-sesli korosunun Antik

Roma Stadyumu’nda gerçekleştirdiği konser de çok etkileyiciydi. Son olarak Mevlevi-

hane’de gerçekleştirilen Sema Gösterisi de Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin kardeşlik

mesajını Avrupa Kültür Başkenti’ne taşımak açısından anlamlı olmuştur. Bunun dışın-

da dünyaca ünlü Flüt sanatçımız Şefika Kutluer’in Tarihi Çifte Hamam’da Göbeklitepe

Sergisi eşliğindeki konseri de hatırda kalacak bir etkinlik oldu. Çifte hamam akustiği

çok etkileyici, bu tür faaliyetlerde daha sık kullanılmalı. Geçtiğimiz yıl düzenlediğimiz

Milli Gün resepsiyonunda Trakya Üniversitesi Konservatuvarı ile Dobrin Petkov Müzik

Okulu’nun ortak konseri de çok etkileyiciydi benim için. İki ülkenin genç sanatçıları

aynı orkestra bünyesinde iki ülkenin müzik eserlerini başarılı şekilde icra ettiler. Cu-

mayata Meydanı’ndaki geleneksel Aşure etkinliğini de eklemeden geçemeyeceğim.

K. Cesur: Aslında tüm çalışmalarınızın ortak yanı toplum yararını hedefliyor olma-

ları, galiba. Etkinlikler bunu çok önemsediğinizi açıkça gösteriyor ve sayıları gün geç-

tikçe artıyor. 21 Şubat -Anadili Günü Kutlamaları da ilk defa Sizin döneminizde başladı

ve devam ediyor, değil mi efendim?

Hüseyin Ergani: Bu etkinliği Filibe Konsoloslar Kulübü ile birlikte Türk-Bulgar

Edebiyat Kulübü’nün desteğiyle gerçekleştirdik. 2019 yılında Filibe Belediyesi de bu

etkinliğe maddi destek sağladı. Bunun için Filibe Belediyesi’ne teşekkürlerimi sunuyo-

rum. Önceden bahsettiğim üzere Avrupa Kültür Başkenti ruhuna en uygun faaliyet bu

oldu. Etkinlikte Filibe’de konuşulan çok sayıda farklı lisan ve kültür kendini ifade etme

imkânı buldu. En kayda değer olanı ise konuşma engelli bir gencimizin bu etkinliğe ka-

tılarak işaret dilinde kendini ifade etmesi oldu. Bu şekilde fiziksel engelli insanlarımız

hakkında toplum içinde duyarlılığı artırmayı hedefledik. Çok da güzel yaptığımızı daha

sonra aldığımız geri-bildirimlerden görmek bizleri ziyadesiyle mutlu etti.

K. Cesur: 2006 yılında kurulan Filibe Konsoloslar Kulübü Başkanısınız. Kulüp, ku-

ruluşundan sonra çalışmalarına bir süre ara vermişti, ancak Sizin inisiyatifinizle yeni-

den canlandı. Harekete geçişiniz nasıl ve hangi hedefler doğrultusunda oldu?

Hüseyin Ergani: Evet, göreve başladığımda böyle bir kulüp olduğunu öğrendim ve

neden faal olmadığını sorum. Arkadaşlarım Türk Konsolosluğu dışında muvazzaf kon-

solosluk olmamasını gerekçe gösterdiler. Ancak Filibe’de çok sayıda Fahri Konsolosluk

olduğunu da biliyoruz. Bu nedenle kulübü canlandırma fikrimi Fahri Konsoloslarla bir

vesileyle bir araya geldiğimizde açtım ve çok güçlü bir destek olduğunu gördüm. Bu

nedenle hiç tereddüt etmeden Kulübü tekrar faal hale getirdik. İlk faaliyetimiz de 2018

yılı Uluslararası Anadili Günü etkinliği oldu ve bütün Fahri Konsoloslar bu etkinliğe

bilfiil katılarak destek verdiler.

K.Cesur: Filibe’deki Türk-Bulgar Edebiyat Kulübü’nün onursal başkanısınız. Kulü-

bün yayın organı olan Nöbettepe Dergisi’nin yayın aşamasında da Sizden destek iste-

miş, yayınlamayı öngördüğümüz dergiye önerilen isimleri dikkatinize sunmuştuk. Siz,

Nöbettepe adının isabetli olduğunu belirterek, derginin isim babası oldunuz. Bugün

adını koyduğunuz bir derginin 6. Sayısı için söyleşiyoruz, nasıl hissediyorusnuz, neler

söyleyebilirsiniz?

Hüseyin Ergani: Nöbettepe, Türk-Bulgar Edebiyat Kulübü’nün başarısıdır. Ben de

şahsen bu dergi düşüncesinin gelişiminde yer alma bahtiyarlığını yaşadım. Bir yıllık

yayın döngüsünü tamamlayarak ikinci yayın yılına girmiştir. Bu çok güzel bir duygu.

Sevdiğiniz bir çiçeğin tohumunu toprakla buluşturup büyümesini izlemek ve çiçek aç-

masını seyretmek gibi. Bu derginin salt edebiyat ve sanat dergisi olması ve bu alanlar-

da Bulgaristan’da özellikle soydaşlarımız arasında kendini ifade etme ihtiyacının, yani

edebi eserlerini yayınlayacak bir mecra ihtiyacının yüksek olduğu tespitinden hareketle

yola çıkan bir dergi. Ve sadece Türk edebiyatçı ve sanatçıları için değil Bulgar edebiyat

ve sanat çevrelerine de aynı imkanı sunan iki dilli bir dergi. Yayın kurulunda çok değerli

edebiyatçılar var. Dergi kendi imkanlarıyla ayakta kalma hedefiyle yürüyor ve bunu

büyük ölçüde başarabilmesi bilhassa memnuniyet verici. Türk ve Bulgar halklarının

dostluk ve kardeşliğine vurgu yaparak ilerliyor. Derginin sadece Bulgaristan’da değil

Türkiye’de de büyük bir okuyucu potansiyeli var. Çünkü şunu biliyoruz: Bulgaristan’dan

sonra en fazla Bulgar dilinin konuşulduğu ülke Türkiye’dir. Biz de Başkonsolosluk ola-

rak Türk-Bulgar dostluğuna katkıyı hedefleyen bu çabaya kendimizce bir katkı vermek

istedik. Hem Türk hem Bulgar edebiyat ve sanat çevrelerinin dergiyi sahiplenmelerini

görmek mutluluk verici. Bu aynı zamanda derginin doğru yolda ilerlediğini gösteriyor.

Böyle değerli bir çalışmanın parçası olmak büyük bir mutluluk ve ayrıcalık. Bu vesileyle

yayın dünyasına güzel bir başlangıç yapan Nöbettepe’ye bundan sonraki yayın hayatın-

da da başarı diliyorum.

K. Cesur: Diplomatlık kariyeri hedefleyen gençelere tavsiyeleriniz nedir? Diplomasi

mesleğinin “olmazsa olmazları” nelerdir?

Hüseyin Ergani: Ben mesleğimi severek yaptığım için herkese gönül rahatlığıyla

tavsiye ediyorum. Öncelikle kendi ülkenizi ve kültürünüzü temsil etme onurunu yaşı-

yorsunuz. Ancak bu mesleğe talip olanların farklı kültürlere ilgi duyması ve ön yargısız

yaklaşabilmesi, daha da önemlisi empati kurabilmesi önemlidir. Farklı ülkelerde ve

coğrafyalarda kıtalarda görev yapma şansı verdiği için heyecan verici ve insanın kişisel

gelişimi açısından da çok büyük katkısı olan bir meslek. Bu mesleği sevmeden yapa-

mazsınız. Bu mesleğin bir hususiyeti ise farklı ülke kültür ve halklar arasında iletişim,

etkileşim, dostluk ve kardeşliğe bilfiil güçlendirme imkânı vermesidir. Yani fert olarak

bunu yapabilirsiniz. Ama belki de en önemlisi şudur: Bir diplomatın yalan söyleme,

yanlış bilgi verme lüksü yoktur. Yani söylediğiniz bir sözün altının dolu olması lazım.

Yalan söyleyen bir diplomat, yalanı ortaya çıktığı anda güvenilirliğini kaybeder, bu da

kariyerinin sonu demektir.

K. Cesur: 2020 yılının ilk yarısın-da Başkonsolos-luk olarak yapmak istediklerinizden

bahseder misiniz, lütfen?

Hüseyin Ergani: Geçtiğimiz yıl Kültür Başkenti takvimi dolayısıyla çok yoğun geçti.

Başkonsolosluk olarak Kültür Başkenti takvimine destek vermeye gayret gösterdik.

Türkiye’den pek çok sanat topluluğu özellikle Filibe’ye ilgi gösterdi ve bu ilginin 2020

yılında da devam ettiğini memnuni yetle söyleyebilirim. 2020 yılında Anadil Günü, Ka-

dınlar Günü vb. özel faaliyetleri devam ettirmeyi planlıyoruz. Planladığımız bazı 

faaliyetler var ama onların sürpriz olarak kalmasını tercih ediyorum.