Bir fotoğrafı çürüttük onunla,

Soluk benizli çocuğun bir ihtiyar doğurması gibi

Balığa çıkıp, otları yürüdük.

Gözlerimiz papanın burçlarında,

Tuzlu ve devrik modern çağ denizlerinde

Ve bir kül yığınının içinde uyuduk.

Derinin verdiği saf hazdan sevinç duyduk,

Yenildiğimiz tutkular bizi diriltti,

Başkaldırıya, öfkeye, saçmalıklara￾Umudumuza nasıl sarıldıysak öyle sarıldık.

Ey, heybetli zaman, söyleyecek neyin var daha?

Yetişemeyeceğimiz bir günü başlatıyorsun tekrar.

Aradığım şey ne incir yapraklarında yazılı,

Ne de bakterilerin işgal ettiği bedenlerde var.

Gravürün içinde ölüm, hayalet gibi dolaşıyor.

İşte koltuk altımda bir oyuk￾Anla, yaşamı tersten öğreniyorum.