kardelenler tomurcuğa dururken

rüzgarlar kayalıklarla sevişir

eller toprakla nasırlaşırken

yüzler inadına hayata gülüşür.

Güzelliği su misali pak, yaşam kadar canlıdır dilim

Dedemin kutsal emaneti gibi ulviyete durur benliğim

El değmemiş namusumdur, korunur geleneğim

Yokluğun içerisinde tecelli olur durur Yörüğüm.

Ellerini uzatsan gökteki yaratana ulaşır gibisin

Ufkuna baksam tepelerinde kaybolur gidersin

Güneşin ülkesinde seni arar sorarım ey ecdat!

Sorularıma kim yanıt verebilir yetiş çağrıma imdat!

Ben miyim terk eden, sen misin Türkçe’mi burada unutan

Neyin nöbetinde bu iman, sahipsizliğimi nedir sana duyurtan

Yörüklüğüm ezgi ezgi, renklerim cümbüş cümbüş şu an

Yüksek Mahalle’de düğün var, başlık parası eskiden yadigar.

Bak yine o ezgi, işte bu halayın güzelliğine doyasıya bak

Türküsü yüksek yüksek tepelere bu kadar yakışır, bağlamam umuda adak

Ayşe gelin Mehmet oğlana varır çeyizini toplamış kucak kucak

Gençlerim murada kına yakar, alın terini toplasa hemen sevdiğine varacak.

Utangaçlığın bu kadar mı güzel olur Yörük kızı

Gözlerinin mavisinde boğulsam dedikodumuz çıkar mı

Yazgını sevgimle işlesem, tomurcukların zamansız bahar açsa

Ne dersin renklerinde renk bulabilir miyim yarınıma yakışan?

Sabrın kuraklaşırken yazında, mertliğin aksine yeşerir kışında

Yiğitlerin toprakla boğuşurken varlığın boy boy serpişir taşında

Tarihin abidesi anaları, anamın duaları gibi secdeyle öpüşür başında

Yörüklerim unutulmuş, Yörüklerim bırakılmış, Yörüklerim tarihimle karşımda.

Sitemlisin bana bilirim, neredesin diye sinenden göz yaşı dökersin

Okşasam avuçlarımda yeşerir, güneş açsam gerdanında parlayan incisin

Halayına katılsam, elimi sıksan ve geldim desem yıllarca bekler gibisin

Özüm öz, hilalim bayrak, inancım duan, geleceğim tekrar bunu bilesin.

Bahar var ufukta Yörüğüm içini ferah tut, bereketim yaza yetişir unutma

Yeminim şerefimdir, sesin olacağım dalga dalga, yankı yankı dağında

Nakış olacağım Fatma kızın yazması, aş olacağım Sülo’mun sofrasında

Sen yeter ki göç etme sahipsizliğinin hesabını elbet soracağım yarından.

Hadi Yörüğüm sal atını tepelere, umudunu rüzgara sal

Benim için de adak ada Yörük kızı, yeminimi sandığına sar

Sözlerim emanet, sevgim umudun olsun, budur sana yakışan

Tekerrürden ibaretse tarihler Yörüğüm, gelecek bizimdir inan.

Düğün var bugün Yüksek Mahalle’de

kardelenler tomurcuğa dururken

rüzgarlar kayalıklarla sevişir

buralarda eller toprakla nasırlaşırken

yüzler inadına hayata gülüşür.